SANATÇILAR

Onay Akbaş
Ressam
Durmuş Akbulut
Sinemacı
Sunay Akın
Yazar
Yalın Alpay
Yazar
Bedri Baykam
Ressam
Metin Celal
Yazar
Mercan Dede
Müzisyen/Ressam
Devrim Erbil
Ressam
Mehmet Erbil
Tiyatrocu
Burçin Erdi
Ressam
Yalçın Gökçebağ
Ressam
Nedim Gürsel
Yazar
Ergin İnan
Ressam
Fevzi Karakoç
Ressam
İbrahim Karaoğlu
Yazar/Küratör
Bahar Oganer
Ressam
Tülin Onat
Ressam
İlber Ortaylı
Yazar
Barış Sarıbaş
Ressam
Cem Sağbil
Heykeltraş
Ahmet Telli
Yazar/Şair
Mustafa Tolay
Yazar

DA VİNCİ’Yİ YAŞAMAK

Yaşamı boyunca, hep kendine yolcu. İçsel yolculuklarla çizmiş düşlerinin, sezgilerinin atlasını. Ve o atlasın içini bilimle, kültürle, sanatla doldurmuş. İtalya’nın Toscana’sındaki Vinci’den başlayıp, tarihin en karmaşık sayfalarının içinde duran, Fransız krallarına ev sahipliği yapmış, tarihe yön vermiş Amboise’a kadar uzanan uzun, varyantlı yollarda çizilmiş ömrünün yazgısı. Hiçbir yerin yerlisi olamadan yaşamış, ruhuna yolculuk ateşi üflenmiş seyyahlar gibi. Çocukluğunda böcekleri, hayvanları, çiçek açan ağaçları ve doğanın bütün biçimlerini gözlemleyip taslaklar çizmiş durmadan. Gücünün, zekasının bilincine vararak, her şeyi merak ederek yaşamış. Sigmund Freud onun için “Herkes uykudayken, gökyüzüne karanlık hakimken erken uyanmış bir adam” der. Daha çocuk yaşlarında, Floransa’nın en iyi heykeltraş, ressam ve tasarımcısı Andrea del Verrocchio’nun çırağı olur. Resimden heykele, boyadan bronza, mermere, altına, gümüşe kadar her türlü yapıtın ve malzemenin teknik bilgilerini öğrenir. Ressamlığının ilk evresinde, ustası Verrocchio’nun etkisinde kalır. Sonraları kendine özgü çizme biçimleri ve teknikler geliştirir. Domakalemle, mürekkeple hızlı çizimler yapar. Çıraklığı bittiğinde de bağımsız bir sanatçı olur. Her çalışmasına basit taslaklarla başlar. Ve yıllarca çizerek, binlerce sayfa eskiz defterleri oluşturur. İnsan ve hayvan bedeninin oranlarını mimari bir yapı gibi inceler. Bedenin her bir parçasını bütünün bir kısmı olarak gösteren çizimlerle, bedenin oranlarının geometrik oranlarla ilişkisini görsel olarak yorumlar. Becerileri olgunlaştıkça, çoğalır çizimleri. Mühendislikten mimarlığa, matematikten geometriye, resimden heykele her şeyle uğraşarak tüm hünerlerini çoğaltır. Leonardo’nun desenleri, çevresindeki tüm biçimleri görme yöntemidir. Gördüklerinin ve düşlediklerinin günceleridir çizimleri. Nefes kesici bir ustalıkla oluşturduğu defterleri, çizimlerindeki ayrıntıların varsıllığıyla, tüm zamanların gelmiş geçmiş en büyük dehasının çok yönlü zekasını yansıtıyor.
Mimari, resim, mekanik icatlar, insan anatomisi, bitkiler, haritalar, havacılık ve pek çok konuda çizdikleri, yazdıkları bugün de büyülüyor bizi. Onun varsıl düş dünyasının en kıymetli günceleridir defterleri. Yaşama veda ederken; “Tanrıyı ve insanları gücendirdim, çünkü çalışmalarım olması gereken kaliteye erişmedi” diyen Leonardo da Vinci sıra dışı bir dehaydı. İnsanlığa adanmış bir ömrün sembolü oldu. İnsanlık, onun mirasıyla yepyeni bir çağa ulaştı. Yaşamı boyunca düş gücünün sınırlarına yolculuk etmiş. Bilinmezliklerle dolu bir dünyanın, en keşfedilmemiş imgelerine ulaşarak, onları zapt ederek yaşamış. Ömrünün hiçbir menzilinde yorulmadan, mükemmel olanı aramış. “İmkansızı istemekten vazgeçmeyin” der ya, imkansız olanı aramış durmadan. Ölümünden bu yana 500 yıl geçti. Ve 500. yılda, dünyanın çok önemli kültür merkezlerinde, galerilerde, müzelerde sergilerle, konferanslarla anılıyor Leonardo. Bu etkinlikler kapsamında, bir grup Türk entellektüel (ressam, heykeltraş, yazar, şair, yönetmen, gazeteci, sanatçı) “Leonardo da Vinci’ye Saygı “ adlı bir yolculuk yaptılar Türkiye’den Amboise’a. Leonardo’nun, ömrünün son üç yılını yaşadığı mekanları ziyaret ederek ederek, günlerce onu andılar. Ve onun izinde; sezgilerinin, hayal güçlerinin zembereğini kurarak, üretecekleri yapıtların nüvelerini biriktirdiler. Kadim zamanlardan bu yana sanatın en temel izleğidir “yolculuk”. Ve bizim Leonardo da Vinci’ye yolculuğumuz; dünyanın ve tarihin akışını değiştiren bir büyük üstadın izinden; geçmişe, insanlığın en önemli hafızasına yolculuktur. Bir yolculuğun öyküsüdür bu etkinlik; insanın insana yolculuğunun öyküsü. Bu yolculuğa katılanlar, Leonardo’ya gönderme yaptıkları yapıtlarıyla çoğalttılar etkinliği. Çağdaş Türk Sanatı’nın en önemli birikimlerini oluşturan, sanatımıza eşsiz değerler katan, öncü ustaların ve genç sanatçıların; yaratıcı güçlerinin, yaşamsal imgelerle yüklü birikimlerinin, özgün biçemlerinin varsıllığıyla yüklü her bir yapıt. Kendilerine özgü birikimlerinin, düşlerinin renkleriyle boyanmış görsel bir belleği bu sergi.

İbrahim Karaoğlu
Küratör

BİZE YAZIN

Projeyle ilgili merak ettiklerinizi ve daha fazlasını bize sorabilirsiniz…